ÖNSÖZ
Osmanlı Devleti, 1299 tarihinde büyük bir devlet adamı olan Osman Gazi ve ünlü komutanlarının üstün gayret ve çalışması ile kuruldu. Küçük bir aşiretten yeni bir devlet doğdu. Selçuklu Devleti' nin son yılları içinde, Anadolu' nun dört bir yanında ortaya çıkmış olan beyliklerin belki de en güçsüzü sayılan Osmanlı Beyliği, gayesine erişebilmek için sadece Bizanslılarla uğraşmaya ve onların topraklarını ele geçirerek sınırlarını genişletmeye başladı. Kardeş beyliklerle uğraşmaktansa, düşman güçlerle uğraşmayı istedi. Kısır çekişmelerden uzak kalarak, ileriyi gören dikkatli bir gözle faaliyetini sürdürdü. Davası; Müslümanların birliği, güçlenip kuvvetlenmesi ve yüce Allah'ın dini olan İslam' ın cihana hakim hale getirilmesi idi. Zaten Osman Gazi' nin oğluna vasiyetinde bu hedef açıkça belirtilmişti: "Oğlum, bizim davamız kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Ben bütün ömrümce dinimize hizmet için yaşadım. Sana yakışacak olan da budur."
Osmanlı İmparatorluğu gerçekten büyük devlet adamları yetiştirdi. Osman Gazi' den sonra yerine Orhan Gazi gibi bir kahraman geçti. Sonra Kosova şehidi Murad Hüdavendigar, cihangir Padişah Yıldırım Beyazıd, yılmak ve bıkmak nedir bilmeyen Çelebi Sultan Mehmed, Varna kahramanı II. Murad ve İstanbul' u fethederek Peygamberimizin (s.a.v) müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han. Sonra Yavuzlar, Kanuniler, IV. Muradlar ve Abduhhamid Han' lar...
Bugüne kadar Osmanlı tarihi konusunda pek çok eser neşredilmiştir. İçlerinde çok değerlileri bulunduğu gibi yanlış bilgilerle dolu olanları da vardır. Bilhassa ecnebi yazarların eserlerini kaynak olarak kabul etmiş kitaplarda bu yanlışlıklara sık sık rastlanmaktadır. Mesela Yıldırım Beyazıd Han' ın yüzüğündeki zehri içerek intihar ettiği rivayeti, kendi zamanında yaşamış hiçbir tarihçi tarafından bildirilmemişken, daha sonraki bazı müellifler bu rivayete İslam' ın kesinlikle yasakladığı bir cinayeti işleyip intihar etmiş olması düşünülemez. İkinci bir misal olarak, Abdulhamid Han' ı ele alabiliriz. Birtakım yazarlar, O'nu Yahudilere Filistin'de bir devlet kurmaya müsade etmediği için "Kızıl Sultan" olarak takdim etmişlerdir. Oysa tarihin dikkatli bir tetkiki Abdulhamid Han'ın ne derece güçlü bir şahsiyete sahip olduğunu ve milletinin menfaatlerini her şeyin üstünde tuttuğunu göstermektedir.
Biz, bu albümde mümkün olduğunca büyük bir dikkat göstermeye ve hurafeleri gerçeklerden ayırmaya çalıştık. İstifade ettiğimiz kaynaklar, daha ziyade Osmanlı müelliflerinin eserleri oldu. Zaman zaman ecnebi yazarların kitaplarına baktık.
Gayemiz, tarihi saptırmadan, Osmanlı padişahlarını sevap ve günahları ile ortaya koymak, özellikle çocuklarımıza ve genç insanlarımıza sağlam bilgiler ulaştırmaktır. Osmanlı tarihinin tam tetkiki mutlak surette zaruri ve hatta hayatidir. O dönemi bir kalemde silip atmak ve "geriyi mi döneceğiz" gibi çok yanlış bir düşünceyle hareket etmek basiretsizlik olacaktır. Hiçbir şey geriye dönemez. Önemli olan geride kalanlardan ibret alabilmek ve onların düştükleri hatalara düşmemektir.
Bu albüm, Osmanlı padişahlarını tahta çıkış sırasıyla işlemekte ve müstakil konular olarak takdim etmektedir. Eser, Osman Gazi'den yola çıkmış ve son padişah Vahüdiddin'in vefatı ile noktalanmıştır.
Albümde padışahların kısa biyografik bilgileri ve bilinen bazı portre çalışmaları yanında onların birbirinden zarif tuğraları ve yeni minyatürleri de sunulmaktadır. Büyük bir emekle hazırlanmış bu sahifelerin göz ve gönül zevki doğuracağını umuyor, her türlü yardım ve başarıyı yüce Allah'tan bekliyoruz.
Ahmet Efe
2009/İstanbul